Her konkordato başvurusu başarıya ulaşmaz.

Konkordato Başarısı Tesadüf Değildir: Doğru Proje, Doğru Danışmanlık
Son yıllarda ekonomik dalgalanmalar, artan finansman maliyetleri ve tahsilat sorunları birçok şirketi ödeme güçlüğü ile karşı karşıya bırakmaktadır. Bu noktada konkordato, şirketler için yalnızca bir "koruma kalkanı" değil; doğru yönetildiğinde faaliyetlerin sürdürülebilmesi ve borçların yeniden yapılandırılması için güçlü bir iyileşme mekanizmasıdır.
Ancak uygulamada sıkça gözlemlenen bir gerçek vardır:
Her konkordato başvurusu başarıya ulaşmaz.
Bunun temel nedeni ise çoğu zaman eksik, gerçekçi olmayan veya hukuki-mali bütünlükten yoksun konkordato projeleridir.
Konkordato Bir Dilekçe Değil, Bir Finansal Kurtarma Projesidir
Konkordato, yalnızca mahkemeye sunulan bir talep değildir. Aksine;
-
Şirketin mevcut mali durumunun doğru analiz edilmesi,
-
Nakit akışlarının gerçekçi şekilde projeksiyona dökülmesi,
-
Alacaklıların ikna edilebilir bir ödeme planı ile karşı karşıya bırakılması
gereken çok boyutlu bir finansal ve hukuki çalışmadır.
Bu nedenle konkordato projesi yazımı, klasik muhasebe bilgisiyle ya da yalnızca hukuki bakış açısıyla ele alınamaz. Proje; finans, muhasebe, hukuk ve sektör dinamiklerinin birlikte değerlendirildiği teknik bir çalışmadır.
Proje Yazımında Yapılan En Büyük Hatalar
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan ve konkordatonun seyrini olumsuz etkileyen bazı temel hatalar şunlardır:
-
Gerçek dışı ciro ve kârlılık varsayımları
-
Nakit akışı ile ödeme planı arasındaki uyumsuzluk
-
Borçların tür ve vade yapısının doğru sınıflandırılmaması
-
Alacaklılar açısından ikna gücü zayıf, soyut projeler
-
Mahkeme ve konkordato komiserliği bakış açısını dikkate almayan sunum dili
Bu tür projeler, geçici mühlet aşamasında dahi ciddi riskler barındırmakta; kesin mühlet veya tasdik sürecinde reddedilme ihtimalini artırmaktadır.
Neden Uzman Bir Konkordato Danışmanı ile Çalışılmalı?
Konkordato sürecinde danışmanlık, yalnızca dosya hazırlamak anlamına gelmez. Etkili bir danışmanlık hizmeti;
-
Şirketin yaşayabilirliğini objektif biçimde analiz eder,
-
Projeyi yalnızca borçlu lehine değil, alacaklı dengesi gözetilerek kurgular,
-
Mahkeme, komiser heyeti ve alacaklı beklentilerini aynı anda yönetir,
-
Süreci baştan sona stratejik bir yeniden yapılandırma olarak ele alır.
Bu noktada konkordato projesi yazımı, sürecin kaderini belirleyen en kritik aşamadır.
Deneyim, Sürecin En Büyük Güvencesidir
Birçok konkordato dosyasında; farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketler için hazırlanmış projeler, sahadaki gerçeklik ile masadaki rakamların örtüşmediği durumlarda başarısızlığa uğramaktadır.
Bu nedenle konkordato danışmanlığında en önemli unsur;
teorik bilgi kadar uygulama deneyimi ve komiserlik pratiğidir.
Konkordato sürecini yalnızca dışarıdan gözlemleyen değil,
bizzat konkordato komiseri olarak onlarca dosyada görev almış bir bakış açısı; projenin hem teknik hem de ikna gücünü ciddi şekilde artırmaktadır.
Sonuç: Konkordato Doğru Yönetilirse Bir Fırsata Dönüşür
Konkordato, doğru hazırlanmış bir proje ve etkin danışmanlık ile şirketler için bir son değil; kontrollü bir yeniden başlangıçtır.
Bu sürecin başarıya ulaşması ise şansa değil;
-
doğru analizlere,
-
gerçekçi projeksiyonlara,
-
güçlü bir mali-hukuki dile
dayanır.
Şirketlerin bu kritik süreçte, konkordato mevzuatını ve uygulamasını bütüncül şekilde bilen, proje yazımında uzmanlaşmış danışmanlarla ilerlemesi; hem zaman hem de kaynak kaybının önüne geçecektir.
Yeşim Turan
SMMM/ Konkodaro Komiseri